YÜZLEŞMEK


Ben öylesine biriyim. 

Sadece kendi kendime konusmaktan bıkıp, buralara geldim. Kimse okumasa da olur. İçini dokecek kimsesi olanlar ne şanslı. Ben onlardan degilim. Yazmaya, yazarak belki biraz rahatlamaya geldim.

Su hayatta bazı insanların benlikleri, karakterleri güçlüdür. Ben onlardan değilim. Kendini geri plana atan, hep kendinden taviz veren, ezik karakterli biriyim. Öyle olmasa her sabah "Bu benim hayatım degil!" diyerek uyanmazdim. 

İnsanlar bana saygı duymaz. Yaralamaktan korkmazlar. Hiç çekinmeden, istediklerini bana söylerler. Kalbim yokmuş gibi davranirlar. Benim hislerim yokmuş gibi...

Benim yüzümden.                                            

Çünkü ben şöyle biriyim; Nasıl biri olduğunu unutmuş, yeter ki kocası, ailesi, arkadaşları mutlu olsun diye çabalayan biriyim. 10 yil once kendi hayatımdan vazgeçtim. Hep onu mutlu ve tatmin etmek için yaşıyorum. Onun iç rahatlığı en önemlisi. 

Masraf çıkartmamak için kuaföre gitmiyor, en ekonomik tatilleri planlıyor, o nereye gitmek isterse gidiyor, onun istediği saçma sapan bir sehirde yaşıyorum. Ailemden uzakta. Sizlere en garip gelecek olansa su; bunları ben yapıyorum gönüllüce. Çünkü takdir almak istiyorum ondan, nabzına göre şerbet vermeden duramıyorum. Herkesi mutlu etmek, sevgi kazanmak gibi bir derdim var sanki. 

Bana hep defolu muamelesi yapıyor, ona benzemedigim, onun gibi olmadigim için. Hiçbir fikrime değer vermiyor, ailemin hiçbir ferdini sevmiyor. Oysaki annem sevgi dolu biridir, onu çok sever. Kendi annesinin yapmadıklarını yapar annem onun için. Ama yine de sevmez annemi. Belki de o kimseye sevmez. Kimse onun için yeterli değil, kimse sevilmeye değer değil. En güzel şeyi getir önüne koy "fena değil" der, "guzel" demez. 

3 yil once kızıma hamile iken, son 2 ay erken doğum riski vardı. 2 ay sadece yatacaktim. Annem bize geldi ve o dönem bizde kaldı. Yemeklerimizi yapıyor, benimle ilgileniyor ve bebeğimiz için hazırlıklar yapıyordu. O rahatsız olmasın diye, belki o oturmak ister diye annem koltuğa oturmuyor, benim sürekli yattığım koltugun yanında yerde oturuyordu. Ben doğuran kadar 2 ay hergun annem yerde başımda oturdu. İşte diyecegim o ki bu adam bu anneyi hala evimizde istemiyor. Bu beni çok yaralıyor. Neden diyorum, nasıl olur diyorum. Sevmesen bile saygı duymak zorundasın. "Evimde ozgur olmak istiyorum" diyor. Bu yaptigi dupedu zorbalık.  

Torununu özlediğinde gelmek istemesi, üç dört gün kalması, hastalandigimda yada ihtiyaç duyduğumda gelmesini istemem ona batıyor. 

Benim annem beni temizlik yaparak büyüttü. Hasta bir babaya bakarak üstelik. Ben bu anneye bunu nasip reva görürüm. Nasıl derim evimize gelemezsin diye. 

İşte arkadaşlarım doğru insanla evlenmek çok önemli. Sizi siz olduğunuz için sevecek birini bulun. Saygı duyacak, kalbinizi kıracak diye ödü kopmali. İçi titremeli Sizin için. Merhametli olsun. Siz hastayken, lohusayken, hamile iken, desteğe ihtiyacınız olduğunda kendisini sizden önde tutmayacak, o anki halinizi durumunuzu anlayacak insanlarla evlenin.

Benim de suçum var, buna en çokta ben izin verdim. Değerli görmedim hiç kendimi, feda edilecek bir hayat olarak gördüm kendi hayatımı.

Ben hayatımı ben böyle istiyorum şeklinde degil o  böyle isterdi şeklinde yaşıyorum. Bir örnek vereceğim ve biliyorum ki bana çok kıracaksın. Madem ki bu bir yüzleşme herseyi yazacağım. Ben mesela doğum yöntemine karar verirken, hem ekonomik olur diye hem de onun gözünde takdir toplarım diye (o öyle isterdi diye dusunerek) normal dogumu seçtim. Ben nasıl doğurmak isterdim? Biliyor musunuz bunu hiç düşünmedim bile. Ben kızımı sabah 9 dan akşam 5 buçuga kadar suni sancı ile korkunç acılar ve rezillikler çekerek normal doğurdum. Biliyor musunuz çok uzun süre ve belkide hala ( 3 yil) bunu atlatamadım. Bir başkası olsa terapiye giderdi ama ben kendime depresyona girmeyi bile çok gördüm. 

Ona doğru gelen ne varsa o şekilde, onu yaşadık, yaşıyoruz. Dünya ve ben onun etrafında dönüyoruz. Hayatımın tüm renkleri gitti, sadece onun rengi var. 

Peki 10 yil once nasıl biriydim. 2 üniversite okumuş, çalışıp kazanan, enerjisi yüksek, tatillere, festivallere, konserlere giden, alışveriş yapmayı seven, partileri, dostlarını seven ve hep söylerdim"paranin alabilecegi hicbir seye deger vermeyen" biriydim. 

Sonra o geldi...Artık arkadaş bile edinemiyordum. Çünkü kendim olamiyordum. Artık değersiz biri vardı ben diye. Edindiğim arkadaşlarımdan da değer görmeyince bitiyordu onlarda. Yürütemiyordum. Hala daha öyle. 

Yarın eğer fırsat bulabilirsem iç dokmelere devam ederim. İyi geldi... 

İyi geceler okuyan. ( varsa tabi)







Yorumlar